12 Kasım 2009 Perşembe

Oğul vermeden dolayı oluşan bal kaybı




Oğul konusu benim için önemli son iki senedir arılarımın oğul vermesinden dolayı verim kaybı söz konusu oldu benim açımdan.

(isviçre arıcılık kitabından alıntı) Ypılan bir denemede elde edilen veriler bir grafikte derlenmiş.Yukarıdaki grafikte yatay sütun 20 Mayısta arı sayısı ,düşey sütun ise kovan ağırlığı görüldüğü üzere oğul vermeden dolayı 20 kg lık bir bal kaybı söz konusu.

Oğulu önlemek için ; arı oğul verme meyiline girmeden suni oğul almak gerektiğini belirtiyor.Eğer arı oğul vermek üzere ana memesi oluşturmuşsa eski ana arı kovandan alınarak suni oğul (bölme ) oluşturulmalıdır.Yine yapılan denemelerde mayıs ayında oluşturulan bölmeler gözlemlendiğinde Temmuz ayının ortasına doğru arılıktaki diğer kovan mevcudu ortalamasına yaklaştığı görülüyor.Bu yöntemle kovandaki arıların mevcut olarak en üst miktarı yakalama tarihi ötelenmiş olur ve güzel ayarlanarak bölgesel bal akımına denk getirildiğinde en üst seviyede verim elde edilir.

Ben buradan hareketle seneye nasib olursa inşallah kuvvetli kovanları nisan 15-20 gibi bölmeyi ve oğul verdirmeden kovanları yönetmeyi düşünüyorum.Gerekirse iki kovandan alacağım cercevelerle tek bir bölme oluşturup sezona yetiştirmeyi planlamaktayım.

Gerçi daha önümüzde nasib olursa uzun kış ayları var daha ne planlar kurarız biz :))

7 yorum:

taskın dedi ki...

selamlar
kuluçkalığı yenileyin ırkı değişin daha oğul vermez
başarılar dileriz

İlhami Uyar dedi ki...

Sayın Taşer,izlediğimiz kadarıyla soğuk iklimlerde arıcılık yapan yabancı arıcılar 4 veya 5 kat kovan yapıyorlar bizim ülke olarak bitki örtüsü açısından birçok ülkeden iyi olmamıza rağmen maalesef bu hedefi yakalayamıyoruz.Biryerlerde hata var ,elbette araştırılarak güzel sonuçların ortaya çıkacağına eminim vede başarmak zorunda olduğumuzuda unutmamalıyız.İyi çalışmalar.

Kenbiloğlu dedi ki...

Taşkın arkadaşım dediklerin kısmen doğru yine de oğul verme üzerinde farklı faktörlerde etkilidir ,selamlar

İlhami Abi,

çok haklısın bizde yanlışı bulmaya çalışıyoruz ,arılarımızdan daha fazla verim almak için yapmamız gerekenleri sorguluyoruz.Ben kendi adıma iki senedir oğul olayını çözemedim,önemli bir konu benim için :))

selamlar

taskın dedi ki...

selamlar
oğul olayını çözemedi iseniz
buyuk ihtimalle
1-arı ırkı muğladır
2-kuluçklaık eskidir
3-anaya yumurat atacak yer yoktur
ve bir sürü nedenelr
umarım çözersinzi

PINARHİSARLI ARICI dedi ki...

Selamlar arı ogul vermesinin sebebi arı sıkışır ise ogul verir birde anası değişme gereği duyar ise fazla çıkan anaların zorlaması ile ogul verir şimdi sen anayı mayıs başında yenile sonrada kovan icindearının gelişmesi sonucu arıyı yaşam yerini geniş tut arı ogul vermez ama bu demek değilki kovanın icine ben 10 çerceve attım al sana geniş yer demekle olmaz arı ballı yönden yaşam yeri acar polenli çerceve ile sınır çizer bu arılar 3-4 cercevede yaşam kurar ama sen kovanın icini haftada bir konturol yapar bu polenli çerceveyi bir bir öteye açar isen ana yumurtlamaya çıkan yavruda yaşamaya meydan bulur senin arıdada ogula gitmez . Ana yeni yer geniş olunca degil ogulvermek sadece kovanda gelişmeye çalışır sende bal alırsın. Unutmayınki sınır kovan bitişi iki yan tahtası değil polenli çercevelerdir
kolaygelsin

ali yener dedi ki...

pınrhisarlıya katılıyorum bir kaçşeyde ben eklemek istiyorum arıların oğul verme eğilimleri kısmende olsa ıslah edilebilir eğer siz arılarınzı bu zamana kadar oğul verdirerek çoğaltmış iseniz arıarınız bu yönde yani oğula meyletmiştir ama şu andan sonra arılarınızı bölme yöntemiyle çoğaltmaya başlarsanız göreceksiniz arılarınızda oğul isteği zamanla yok olacak tabi bazı uygulamalarıda yapmak kaydıyla sağlıcakla kal

Kenbiloğlu dedi ki...

Tavsiyeleriniz için teşekkürler,ben arıcılıkta yeni sayılırım üçüncü sezonu tamamladım.Şu ana kadar mayıs ayında oğul önleme adına dışarıdan hiçbir müdahelede bulunamadım gerek zaman gerek arıların hırçınlığı beni alıkoydu.Bu sene inşallah neşter atacağız bu konuya.
Yalnız dikkatimi çeken hazır aldığım kafkas f1 ler aynı şartlarda oğula kaçmıyorlar iki senedir.

selamlar